Siradan ama benzersiz bir hayatin, bugün hâlâ bize söyleyecek çok seyi var
Osmanli Imparatorlugu'nun son yillarinda, Istanbul'un Hasköy semtinde, siradan görünen bir Yahudi ailesi... Jak Samanon, esi Eliza ve kizlari Adel; yanginlarin, bayramlarin, korkularin ve umutlarin iç içe geçtigi bir dünyada, kendi geleneklerinin sinirlari içinde yasayip giderler. Ancak her seyin degistigi o dönemde bu sinirlar Jak Samanon'a dar gelmeye baslar...
Bir hukuk danismani olarak yükselen siyasal ve toplumsal hareketleri yakindan izleyen Jak Samanon, adalet, özgürlük ve esitlik düsüncelerinin pesine düser. Ittihat ve Terakki'nin faaliyetleri ve Jön Türk Ihtilali, onda hem cemaatini hem de Osmanli toplumunu yenileme arzusunu güçlendirir. Ona göre bu ikisinin yazgisi birbirinden ayri degildir. Ancak art arda yasanan hayal kirikliklari, yerini derin bir suskunluga birakir. Jak Samanon, kirk sekiz yasinda bu dünyadan göçüp gider.
Jak Samanon'un hikâyesinin bugüne ulasmasini saglayan ise kizi Adel'dir. Adel için babasi, çocuklugunun unutulmaz kahramani oldugu kadar çözülememis bir muammadir da. Onu anlatirken hem hayranlik vardir sözlerinde hem de içten içe cevaplamaya çalistigi bir soru: Babam kimdi, neyin pesindeydi?
Arastirmaci ve gazeteci kimligiyle Türkiye'nin kültür dünyasinda özel bir yer edinen Liz Behmoaras, anneannesinin anilarindan süzülen bu öykümsü anlatida bir ailenin kirilgan hafizasini, bir cemaatin görünmez acilarini ve bir sehrin degisen ruhunu incelikle bir araya getiriyor.
Ve geriye, hâlâ cevabi aranan o soru kaliyor: Kimsin Jak Samanon?